5 Aralık 2017 Salı

SURETLER ASILLAR 1. BÖLÜM

              "Merhaba hanfendi. Uzaktan sizi tam göremiyorum. Acaba ne yapıyorsunuz orada?" diye sordu.

               Kadın hiç istifini bozmadan "Yetiştirmem gereken yazılar var, elimdeki kağıt kalemi görmüyor musunuz?" diye cevapladı.

              - Ne yazıyorsunuz acaba? Bitmiyor bir türlü. Bu tarafa bakacaksınız diye saatlerdir sizi izliyorum.

              - Ben de bilmiyorum. Beni yapan böyle yapmış. Elbet önemli bir şeyler yapıyor olmalıyım ki kendimi bildim bileli bu haldeyim.

              - Birkaç gün önce sizin rafa doğru yaklaşmıştım. Tozlarımı temizleyen kadın, yakınınızda bir yere almıştı beni. Fakat buradan iyi göremiyorum.

               - Ben aylardır aynı rafta duruyorum. Neden benim yerimi değiştirmediğine bir anlam veremedim. Yanımdaki sekreter kız da konuşup duruyor. diğerinin ise süslenmekten başka bir şey yaptığını görmedim.

              Sonra yine işine döndü. Büyük bir ciddiyetle kalemi kağıdın üzerinde gezdiriyordu. Bir yandan da anlamsız kelimelerin sebebi üzerine düşünüyordu. Biblocu uğraşmak istemediğinden olsa gerek kağıdın üzerine rastgele birkaç kelime çizmişti.

             "Size şarkılar söylemek isterim" diye tekrar seslendi en üst rafta duran adam.

              "Dinlemek isterim. Sesiniz çok güzel" diye cevapladı diğeri. Arkadaşlıkları da böylece başlamış oldu.

               O kalabalık içinde anlaşmaya çalışmak da çok zordu. Adam bir gün aynı rafta yan yana olacakları günün hayaliyle yaşıyordu. Kadın da onunla tanıştığından beri hikayeler yazmaya başlamıştı. Fakat geceleri yazdığı hikayeler gündüzleri siliniyor, müşterilerin hiçbirisi kağıda yazdıklarını anlayamıyordu. Adam "Üzülme ben seni anlıyorum. Sanki benim söylediğim şarkıları duyuyorlar mı? Ben söylemekten vazgeçmiyorum siz de yazmaktan vazgeçmeyin "
diye teselli veriyordu.

               "Artık eskisi kadar üzülmüyorum. İçimdeki boşluğu dolduruyorsunuz." diye cevapladı kadın.

               "Sizin için  bir şarkı besteledim dedi" şarkı söyleyen adam.

Aklımda bir hece
Seni izliyorum her gece
Kavuşmamız bilmece
Yetti artık bu işkence

                 Bir gün rafları düzenleyen kadın, yazı yazan kadın biblosunu alıp dükkânın en uzak yerine götürdü. Acı dolu günler birbiri ardına bitiyordu. Aradan aylar geçti fakat onlar yanyana gelemediler. Adam daha bir hüzünle söyledi şarkılarını, kadın hüzün ekledi hikayelerine. Kimse şarkıları duymadı, hikayeleri okumadı. Her yeni gün yeni bir kavuşma ümidiyle başlıyor, hayal kırıklığıyla tamamlanıyordu.

                 "Senin olduğun bir dünyada kendimi yalnız hissetmiyorum" dedi müşterinin elinde kasaya giderken kadın. İşte bu cümle kavuşmanın imkansızlığına rağmen sonsuza kadar birlikte olacaklarına dair bir son cümle olarak dökülmüş oldu dudaklarından. Tüm dükkanda yankılanmıştı adeta. Kasadaki işlemlerin ardından paketlenerek bir poşete konulan yazı yazan kadın biblosu tekrar geri dönmemek üzere dükkandan çıkıp gitmişti. Ardından bakakalan şarkı söyleyen adam, göz yaşlarını içine akıttı. Bu dünyadaki nedenini kaybetmişçesine yapayalnız kalmıştı. Kendini anlayan tek biblo olarak gördüğü arkadaşı, onu bir başına bırakarak gitmişti. Her yeni açılan pakette getirilen biblolar içinde, onun gibi birini bulmayı ümit etmişti. Fakat kimse o değildi. Bir süre çevresindekilerle konuştuktan sonra derin bir yalnızlığa gömüldüğünü hissediyordu. Ona benzeyen fakat asla o olmayan milyonlarca biblo niye vardı ki. Sanki geri kalan tüm biblolar içindeki yalnızlığı artırmak içindiler. Onu hatırlatmak için...

              Şarkı söylemeye devam etti. Sesinin belki kilometrelerce öteden ona ulaştığını hayal etti. Belki de duyuyor diyordu. Bu mümkün olamaz mıydı. Günler aylar ve yıllar boyunca söyledi şarkılarını. Ümit hiç bitmeyen bir aşk gibiydi.

Şimdi artık sen
Düşlerimden gelen
Bir periydin ancak
Kader denilen
Yazıydı bizi ayıran
Bu şarkım senin için
Bütün şarkılar gibi
Ne olur bana gelsen
Seni beklerim her an

           Bestesi ve güftesi kendine ait olan bir şarkıda dinlediniz şarkı söyleyen adam biblosunu  diye anons etti spiker biblosu. Diğer bütün biblolar alkışladılar. İşte o zaman artık söylediği şarkıların başkaları tarafından da duyulduğuna şaşırarak. "Demek" dedi. "Aşkmış birini anlaşılır kılan." Bunu şarkılarını duyduğuna dair bir işaret olarak gördü. "Beni o da duyuyor olmalı." Yandaki papağanlar, yüksek sesle ve defalarca tekrar ettiler bu sözleri. Spiker "Sus!" diyene kadar.

Okumak isteyenler için 2. Bölüm