25 Mart 2018 Pazar

BLOGGERLAR NASIL İNSANLAR

                                              
              Blog açmak isteyenlere tavsiyem, hiç tereddüt etmesinler ve vakit kaybetmesinler. Açıkçası bu konuda en korkak olabilecek insanlardan biri olmama rağmen bunu başardığıma bazen inanamamakla birlikte iyi ki açmışım diyorum.

               Neden korkuyordum?

               Öncelikle duygularımın ve fikirlerimin insanlar tarafından bilinmesi beni biraz ürkütmüştür. Özellikle de internette bunları paylaşmak benim için oldukça korkutucu. İnternet ile ilgili çok yoğun kaygılarım var. Bunların tamamını paylaşacak olsam, sanırım biraz deli olduğumu düşünebilirsiniz. Neyse bunları da biraz aşmış durumdayım. Bu konudaki korkularımın biraz olsun azaldığını söyleyebilirim.

                Çok olumsuz eleştiriler alabileceğimi, kırıcı sözlerle karşılaşacağımı ya da insanların yazdıklarımı hiçbir şekilde umursamayacaklarını düşünüyordum. Aslına bakarsanız umursanmamak dalga geçilmekten, kırılmaktan daha kolay kaldırılabilecek bir şey. 
               
               Uzun süredir çok zor günler geçiriyorum. Bunları sizinle paylaşıp vaktinizi almak ya da rahatsız etmek istemem. Bu hobi olarak başladığım yazma işi bana oldukça iyi geldi. Bu zorlu sürecin biraz olsun hafiflemesine yardımcı oldu diyebilirim.

                Asıl söylemek istediğim konu ise; bloggerların arkadaş canlısı, her yeni gelene kapılarını açan, oldukça nazik ve anlayışlı olmaları. Burası diğer sosyal medyaya asla benzemiyor. Burada belki de çok az sayıda kaba, kırıcı, başkalarını aşağılayan, küfürbaz insan var. Açıkçası ben bu tür olumsuz kişiliklerle de pek karşılaşmadım. Bazı anlatımlardan yola çıkarak bu tip insanların olabileceğini söylüyorum. Dönem dönem yanlış anlaşılmalardan kaynaklı sorunlar yaşanmış olabilir fakat bunlar da eleştirel bir dille ele alınıyor, büyük kavgalara mümkün olduğunca dönüşmüyor. Bir süre sonra da olumlu bir sonuca ulaşılıyor. 

                Geçen hafta tam da benim bloggerlar hakkında bunları düşündüğüm günün akşamı, bir mail aldım. Sevgili Derya'dan geliyordu ve bana yukarıdaki logoyu hediye etmek istediğini söylüyordu. Bir kez daha düşüncelerimde yanılmadığımı anladım. Kendisine bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. 

                Şu an yaptığım iş dolayısıyla çok fazla yoruluyorum. Blogları gezip yorum yapmak benim için çok zor oluyor. Bir süredir de düzenli paylaşım yapamıyorum. Böyle olmasına rağmen yine de beni yalnız bırakmayan, paylaşımlarıma yorum bırakan, Googla Plus'ta yeniden paylaşan, bunların hiçbirisini yapmasa bile hiç değilse okuyan, tüm blogger dostlarıma teşekkür ediyorum.

              İyi ki varsınız.


                   

22 Mart 2018 Perşembe

SONSUZLUĞA AÇILAN YOL

 
       
             

           Şimdi, bu dağınık düşüncelerimin arasındaki sakin telaşsız huzurlu yolu takip ediyorum. Yolun sonunda kendimi sınırsız bir güven içinde sana teslim edecek olmanın umudunu içimde barındırıyorum.

          Sisler içinde belli belirsiz, sana uzanan ellerimi tutacağına inanmak, dünyayı yaşanabilir kılıyor. Işığının tüm varlığımı aydınlatması mükafatların en büyüğü olacak. Sınırlı bir zaman dilimine sığdırılamayacak güzellikteki aşkın da her sevgili için feda edecek neyi varsa gözden çıkarmakta asla tereddüt etmeyeceği güzellikte. Bu devasa isteğime ve benim bunun karşısındaki zavallılığıma bakıyorum. Yüzümde acı bir gülümseme beliriyor ve ben çaresizlik içinde diz çöküp af diliyorum.

          Sürgünde seninle geçirdiğim anların kıymetini bilmiyor oluşum yüzünden, seninle olmama izin vermeyebileceğin korkusunun, olması gerekeni karşılamadığı muhakkak. Ancak beni, bu kusurlu hallerimi, senden daha iyi bilecek olmadığı da.

          Hatalarımı bilerek, hem de bin kere görmüş olmana rağmen benim için bir umut var mı bilmek istiyorum. Zayıflığı, bizi yaratmamış olsaydın bilecek miydik acaba? Kaç defa yüz çevirdik ve kaç defa yine de terk etmedin. Oysa buna hiçbir şekilde ihtiyacın da yoktu.

          Bizdeki bu değer onun için mi? Her şey ve her zerre onun için miydi? İsimlerinin tecellisi için. Yürürken konuşurken susarken, severken, nefret edip kızdığında, aynaların en derini ve en gerçeği göstereni, sana ait tüm güzellikleri yansıtıyorken, bir şekilde bize asla ulaşılması imkansız bir örneği sunarken, bizim yani geri kalanların onun yanında kendimizi bir çöp gibi hissedeceğimizi biliyordun.

          Senin var etmeyi dilediğin bir çöp olmak bile güzel, lakin biraz daha değerli, -onun kadar olamasa da- "İyi ki var etmişsin" demeyi istiyorum.